HASAN

hasan kulakli kapak sml4

“HASAN”, unutmamanın, hatırlamanın bir muhalif olma biçimi olarak geliştiği bu topraklarda, unutmaya yazgılı olduğumuz gerçeğinin karşısında izleyici olmaya bir karşı çıkıştır.
Satış fiyatı 22,50 TL
Taban fiyat30,00 TL
İndirim-7,50 TL
Vergi tutarı
Standart fiyat:


Kargo için kargo ile 11,00 TL

Preloader

HASAN’A DAİR

“Zaman, Zemin Zuhur”*un Önsöz’ünde yazar, "2000'li yıllar Türkiyesi’nde siyasi gündeminin en önemli gerilim hatlarından birini oluşturan F tipi ve buna karşı direnişlerin kısacık bir zamanda belirgin bir unutuluşa sürüklendiğine dikkat çekerek" giriş yapıyor ve ardından şöyle diyordu:

…Siyasi mücadelelere doğrudan katılmayan geniş kitlelerin bile ilgisini çekmiş, yüreğini parçalamış ya dehşete kapılmasına ya da politize olmasına neden olmuş olan F tipi cezaevlerine karşı gelişen olaylar, kısa bir sürede yavaş yavaş gazetelerin birinci sayfasından, iç sayfalara, sonra ufacık notlara düşerek “dışarının” da gündeminden çıkmış; bir iki yıllık bir “basında yer verilmemesi” tehdidiyle akıllardan ve vicdanlardan silinivermişti.

…Toplumsal hareketlerde ve yürüyüşlerde “Unutmadık” pankartlarının altında atılan sloganların, unutmamanın ya da unutturmamanın, hatırlatmanın ve belki hatta sadece hatırlamanın başlı başına bir muhalefete işaret ettiği bir ülkede bu muhalif olma biçiminin sanatsal pratiklerde karşılığı olmalıydı.

En sağlam örneklerini Antigone, Kral Oidipus, Medea ile veren Antik Yunan tragedyalarında kahraman, yazgısına karşı gelir, bu uğurda mücadele verir ve felakete sürüklenir. Kahramanın başına gelenlerin, tragedya izleyicisine “katharsis” denilen arınma halini yaşatması ve “yazgıma karşı gelirsem benim de sonum felaket olur” mesajını iletmesi beklenir. İzleyici adı üzerindelik taşır ve “izleyen”dir. Tragedyanın kahramanı ise sonu felaket olsa dahi yaşayandır, izlenilendir ve “kahraman”dır.

“HASAN”, unutmamanın, hatırlamanın bir muhalif olma biçimi olarak geliştiği bu topraklarda, unutmaya yazgılı olduğumuz gerçeğinin karşısında izleyici olmaya bir karşı çıkıştır.

                                                                                                                                     ASLI ESMA KARACA

SUNUŞ

Louis Bonaparte’in 18 Brumaire’i adlı kitabında Marx, o çok bilinen paragrafında aşağıdakileri yazar.

"İnsanlar tarihlerini kendileri yaparlar, ama onu serbestçe kendi seçtikleri parçaları bir araya getirerek değil, dolaysızca önlerinde buldukları, geçmişten devreden verili koşullarda yaparlar. Tüm göçüp gitmiş kuşakların oluşturduğu gelenek, yaşayanların beyinlerine bir kâbus gibi çöker. Kendilerini ve bir şeyleri altüst etmekle, şimdiye dek hiç olmamışı var etmekle uğraşıyor göründükleri esnada, tam da böylesi devrimci kriz dönemlerinde, endişe içinde geçmişten ruhları yardıma çağırır, onların adlarına, sloganlarına, kıyafetlerine sarılır, dünya tarihinin yeni sahnesinde bu eskilerde hürmet edilen kılıklara bürünür ve bu ödünç dille oynamaya çalışırlar." 

Elinizde tuttuğunuz kitap, verili koşulların devam etmesi durumunda ODTÜ'lü ve Denizci bir makina mühendisini ve dolayısıyla konforlu bir yaşamı üretecek bir sürecin nasıl "kendilerini ve bir şeyleri altüst etmekle, şimdiye dek hiç olmamışı var etmekle" uğraşan devrimci ve "Gerilla" üreten bir sürece dönüştüğünün günlük yaşamdaki anlarını içermektedir.

Bu dönüşüm sürecinin en üst noktası olan eylemi çok daha önemli kılan ise, kendilerine altüst etme, hiç olmamışı var etmek görevi yükleyenlerin - bu sefer - yenildiklerinin apaçık olduğu bir anda, altüst etme çabasının bayraklarının, simgelerinin ve kendi önderlerinin katlini önlemek için olmayacak olanı oldurma cesareti ve çabasıdır. Herkesin böyle yoldaşları olsun!

Bu dönüşüm sürecine ilişkin olarak açıkça belirtmek gerekir. Hasan Ataol, bir mühendis olurdu ama "Hasan Ataol" olmazdı.

Son olarak vurgulanması gerekir: Hasan Ataol, cezaevi sonrasında günlük yaşamını sadece ve sadece emeği ile kazanmış ve işlerini yaparken, kapitalizmin iş yapma biçimlerinin kendisini kirletmesine izin vermemiş nadir insanlardan biridir. Böyle tertemiz kalmak, herkese kısmet olsun!

Sosyal Araştırmalar Vakfı olarak, bu kitabı yoktan var eden Aslı Esma Karaca'ya ve resimleyen Nurhan Yapıcı'ya, sayfa tasarımını üreten ve kapağı tasarlayan Sibel İlkin Uçuran'a ve tabii ki aynı zamanda kurucu üyemiz olan Hakan Feyyat'a teşekkür ediyor, yine aynı zamanda üyemiz olan Hasan Ataol'un yaşam öyküsünden kesitler içeren Hasan'ı yayımlamayı hem bir görev hem de onur sayıyoruz.

Saygılarımızla

Dinçer Mete

Sosyal Araştırmalar Vakfı

AYDIN ÇUBUKÇU

Herhangi bir tarihsel dönemi anlamak için, arşivleri, kitapları önümüze dökmek yerine bireysel serüvenlerin tanıklığına, biyografilere ya da anılara göz atmak işi kolaylaştırır ve hatta keyifli hale getirir. Ama o zaman diğer parçaları kaybolmuş bir bulmacanın nasılsa ele geçmiş bir kırpıntısını gerçeğin kendisi sanabiliriz. Ayrıntılar “büyük bütün” hakkında çoğu zaman hiçbir şey söylemezler; ama bazı “küçük” parçalar vardır ki, “her şeyin özü, özeti” gibi yoğundur.

Hasan’ın kısa zamana sığmış uzun hayat parçası, birkaç yıl içinde dünyanın ve Türkiye’nin belli bir döneminin DNA’sı gibidir. Birkaç temel öğenin belli bir kurala göre dizilişinden oluşan o gizemli parçacık gibi, ait olduğu zamanın ruhunu tüm ayrıntılarıyla içermektedir.

Sıradan bir öğrencinin, vicdan ve namus sahibi kalbinin çağrısını izleyerek silahlı bir eylemciye dönüşmesi, dışarıdan bakılınca kolayca anlaşılamaz. Çokbilmişler, psikolojik sapmalar, kötü aile, kötü arkadaş çevresi gibi etkenler çorbası içinden işlerine geleni ayıklayarak büyük laflar ederler, ama

gerçeğe yaklaşmaları bile mümkün olmaz.

Oysa bu büyük fırtına, pek çok farklı kaynaktan gelerek birleşen büyük esintilerin toplamından oluşmuştur. Hasan’ın kuşağı, II. Büyük Savaş’ın hemen ertesinde doğan bebeklerin kuşağıdır. Dünyanın büyük yıkılışının ardından acılarıyla, umutlarıyla, arayışlarıyla yeniden kurulmaya doğru sürünerek ilerlemeye çalıştığı bir zamanın içine doğmuşlardır. Daha çocukluklarından itibaren politika, ekonomi, toplumsal altüst oluş tartışmaları içinde büyümüş, Türkiye’nin bir şansı olarak ülke ve dünya edebiyatıyla tanışmış, sosyalizm tartışmalarını yaşadıkları bir üniversite ortamına gelmişlerdir.

Bütün hayatın kökten değişip yepyeni ve en güzel dünya üzerinde, özgür, eşit ve barış içinde yaşayabileceklerine dair büyük umutların karşısında sınır tanımaz acımasızlık ve ahlaksızlıkla donanmış bir gericilik ve baskı politikası bulunduğunu görmüşlerdir. Ama yine aynı çağın dünyasında,

devrim, halk kurtuluş savaşları, mücadeleleriyle hayranlık yaratan gerilla mücadeleleri “nereden gelirse gelsin” her türlü saldırının yenilebileceği güvenini veriyordu.

Hasan, bu fırtınanın çocuklarından biridir ve bütün varlığıyla fırtınayı büyütmeye adanmış olanların safında yürümeyi kalbi ve beyni ile seçmiştir. Bu küçük kitap, tıpkı bütün evreni temsil eden minicik Japon bahçeleri gibi, söylenebileceklerin tümünün özü ve özetidir. Ondan başlayarak tarihin akışını

geçmişe doğru yeniden okumak mümkündür. Ve geriye doğru gittiğiniz her noktada, biraz önce yanlarından geçtiğiniz her kişinin ve her olayın başka kimlikler ve farklı boyutlarla zaten geçip gittiğini, Hasan’ın onların bıraktığı ayak izlerini takip ederek geldiğini görürsünüz.

Söylemek gerekir ki, Aslı Esma Karaca’nın çalışması bu yolculuğu göze alanlar için şimdiye kadar yapılmış en etkileyiciyol açıcılardan biridir.

AYDIN ÇUBUKÇU

Londra, Haziran 2020

İÇİNDEKİLER

Ön Söz                                         13

Hasan üzerine                               17

HOŞ GELDİN DENİZ                    23

TESLİM OL!                                  27

HÜSEYİN                                      41

EYMİR GÖLÜ                               47

PARLAK VALİ                               53

YEŞİL PALTO                               63

KAÇAK                                         73

ÖMER BİN VELİD                        83

ÇOCUKLAR NE OLACAK            91

HÜCRE                                         97

ELİF HANIM                               105

MALATYA                                   111

TAHLİYE                                    119

Hasan Ataol                               123

Son Söz                                     125

Albüm                                        127

Belgeler                                    156

FORM

kitap arka kapak