Hesiodos’tan Marx’a ÇALIŞMA İDEOLOJİSİ

hesiodoskapak

Çalışma tüm insanlık tarihinde önemlidir ama kapitalist toplumda emek, çok farklı mekanizmalar içinde, kendisine rağmen bir işleyişe tabi olmuş durumdadır. Bu işleyişin inşa edici gücü, işleyişin bir bütün olarak tahayyül edilmesini zorlaştırmıştır. Sanayileşmenin temel bileşenleri makinelerin ve inorganik enerjinin gelişimi ile işbölümü hızlanmıştır. Kapitalist toplumda yoğunlaşarak artan işbölümü, bilinçli işi yani akıl ile el arasındaki bağlantıyı da koparmıştır. Bu evcilleştirmeyi daha da kolaylaştırıyor, emek-gücünün kendi elleriyle inşa ettiği dünyayı tahayyül etmesi daha da zorlaşıyor. Yazarımız doğallaştırma ve evcilleştirmenin sonucu ortaya çıkan “böyle gelmiş böyle gider” ortak algısının, “Alavere dalavere, Kürt Mehmet nöbete!” ile sonuçlandığını örneklerle gösteriyor. Özellikle din, millet farklılıklarını harekete geçiren güncel siyasal ortam çok iyi örneklerle ele alınıyor. Sermayenin işleyişi içindeki tüm mekanizma bir de din-millet gibi söylemlerle daha bir paketlenerek görünmez kılınıyor. Bu yüzden soruna emek açısından değil de kapitalizmin yarattığı tüm toplumsal ilişkiler seti içinden yaklaşmak önem kazanıyor.
Fuat Ercan
Satış fiyatı 26,00 TL
Taban fiyat35,00 TL
İndirim-9,00 TL
Vergi tutarı
Standart fiyat:


Kargo için kargo ile 11,00 TL

Preloader

İÇİNDEKİLER

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ:

EMEĞİN MAKUS TALİHİ, AR DÜNYASI YERİNE KÂR DÜNYASINDA OLMAK

Bir sınıflı toplum biçimi olan kapitalizmde sömürü, çeşitli dolayımlar aracılığıyla gerçekleşmektedir. Kapitalist sömürü toplumunda öne çıkan görünüş, metaların alımı satımı şeklindedir. Ancak sömürü, bir meta olarak alınıp satılan emek gücünün çalışma sürecine içerilmesiyle söz konusu olur. Emek gücünün meta olarak alınıp satılmasının kabulü, söz konusu sömürünün bilinç düzeyinde de meşrulaştırılmasını ortaya çıkarır. Belli bir ücret karşılığında sahibinin tasarrufundan kapitalistin yönetimine verilen emek, gerçek sahibinin özneliğini zaafa uğratarak özgüvenini, dolayısıyla sosyalliğini zedeler. Emeğin değerini kendinde taşımaya başlayan meta ise kapitalist toplumsalın asıl aktörü haline gelir.

KISIM A

 

  1. ROBİNSON-CUMA MODELİ: SINIFLARA KUŞBAKIŞI

Karşıt iki sınıfı temsilen, kapitalist ile işçi arasındaki ilişkileri ve ideolojiyi somutlamak, kitabın sunumunu kolaylaştırmak amacıyla Robinson Cruose romanı model olarak alınıyor. Söz konusu model serimlenerek Robinson ile Cuma arasındaki ilişkinin kuruluşu ve gelişimi bir süreç olarak ortaya konulup ilişkinin tezahürüyle ortaya çıkan ideolojinin analizinde kullanılan kavram seti tanımlanıyor.

  1. HESİODOS’TAN MARX’A EMEĞİN ETİMOLOJİSİ

“Emek”, “iş” ve “çalışma” kavramlarının etimolojisi ve literatürdeki yerleri ortaya konularak antik dönemden günümüze, çalışmanın algılanışındaki dönüşümlere yer veriliyor. Klasik iktisatçıların bakışında emek, değerin kaynağı olarak kabul edilse de emeğin, bir ölçü üzerinden değerlendirilmesinin sorunlu olduğu ortaya konuluyor. Aynı zamanda emeğin ikili niteliğinin kapitalist toplumdaki sömürünün görünmezleşmesine neden olduğuna değinilerek bu konuda Karl Marx’ın sömürü analizinin özgünlüğüne dikkat çekiliyor.

KISIM B

ÇALIŞMA İLİŞKİLERİNDE İDEOLOJİK BİÇİMLER

 1. “AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR”: EMEK GÜCÜNÜN EVCİLLEŞTİRİLMESİ

Türkiye’de kapitalistleşme sürecinin erken dönemlerinden başlayarak sınıf ilişkilerinin kurumsallaşması ve kapitalizmin yapısal düzeneğinin inşasında devletin rolü çok önemlidir. Kır nüfusunun kentlere sürülerek iş disiplinine uyarlanmasında bu rol belirgin olarak görünürdedir. Görünürlüğün dışında da sömürü ile politika arasındaki ilişkiye odaklanmak yerinde olacaktır. Bu bölümde çalışma ilişkilerinin kuruluşunu ve süreç içinde bir yönetim hiyerarşisinin yerleşmesini sağlayan koşullar ve yapılar ortaya konularak sınıf ilişkilerinin yönetimselliğinde söylemin önemi gündeme getiriliyor.

2. “TİLKİNİN MASALI TAVUK ÜSTÜNEDİR”: HAKİM SINIFIN KENDİ SURETİNDE BİR DÜNYA YARATIMI

Türkiye’de çalışma ilişkileri, kapitalistleşmenin seviyesine paralel olarak düzenlenmektedir. Süreç içerisinde genişleyen ve derinleşen sömürü, hakim sınıfın daha çok semirmesine ve iktidarını tahkim etmesine yaramıştır. Bu bölümde kapitalist üretim tarzının getirdiği kurumsal yapılarla beraber, üretim sürecindeki dönüşümün gerektirdiği vasıfta işçilerin yetiştirilmesinde etkin olan mekanizmalar ve ilişkilere yer veriliyor.

3. “BÖL-PARÇALA-YÖNET”: ÇALIŞMA SÜRECİNDE HİYERARŞİ İNŞASI

a) Kimlik ve Cinsiyet Ayrımı Üzerinden: “Beş Parmağın Beşi Bir mi?”

Çalışanların etnik, dini veya cinsiyet farklarının öne çıkarılarak işlemekte olan sömürü mekanizmasına karşı oluşabilecek örgütlenme ve dayanışmaların önüne geçmek söz konusu olmaktadır. Parçalanma yaratan çalışma dışı faktörlerin öne çıkarılma tarzları ve çalışanların kendi içinde bölünmeleri ele alınıyor.

b) İşin Bölünmesi Üzerinden:  “Bin İşçiye, Bir Başçı Lazım”

Çalışmanın mekanı ve icra biçiminin farklılaşmasının, sınıf örgütlülüğünü zaafa uğrattığına dikkat çekiliyor. İş bölümünün çalışanların kontrolünü ve yönetilirliğini kolaylaştırdığı gösteriliyor.

 c) Ücret Politikaları Üzerinden:  “Yok Öyle Üç Kuruşa Beş Köfte”

İşin niteliği ve sonucuna bağlı olarak ücretlendirme farklarıyla yaratılan hiyerarşi, işçi sınıfının örgütlenme ve dayanışma girişimlerini sekteye uğratır. Aynı zamanda ücret farklılaşmasının, yapılan işin niteliğiyle ilişkilendiğinde emeğin öznel boyutunu gizleyen bir ideoloji ortaya çıkışına dikkat çekiliyor.  

 d) Sendikal Parçalama Üzerinden: “Her Ağacın Kurdu Özünden Olur”

Çalışanların örgütlü hareketini sağlamak amacıyla ortaya çıkan sendikal yapılanmalar, süreç içerisinde hak arama ve direnme taleplerinin bastırılmasına hatta sermaye güçleriyle uzlaşmaya hizmet eden bir araca dönüşebilmektedir. Muhaliflerce sarı sendika adıyla anılan bu yapılar, egemen sınıf ve devletçe makbul addedilerek desteklenmektedir. Bu tutum çoğu kez, gerçek örgütlenmelerin muzırlaştırılmasıyla beraber gerçekleşmektedir.

4. “TAVŞAN KAÇ, TAZI TUT!”:

İŞGÜCÜNÜN ÜRETKEN KILINMASI

Kapitalist üretim tarzının dönüşümlerinin gerektirdiği becerilerin kazanılması ve iş verimliliğinin artırılması önemlidir. Bu bağlamda gerekli pratikler ve yeni yönelimler, çalışma ideolojisinin “başarı” idesiyle ilişkilendirilerek hegemon kılınır. Bu bağlamda, eğitim kurumlarının rolleri apayrı bir öneme sahiptir. İşin teknik dizaynının yanı sıra tinsel yanı da göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir. Bu bakımdan çıraklık, sosyal sorumluluk, eğitim-üretim işbirliği kampanyalarının içerdiği ideolojik yan ortaya konuluyor.

5. “SEZAR’IN HAKKI SEZAR’A”: DÜNYANIN KANUNU BU!

a) Teorik Düzeyde: “Ne sihirdir Ne keramet, El Çabukluğudur Marifet”

Bilimci bir kimlikle sahne alan egemen sınıfın kapıkulu teorisyenleri, içinde yer aldıkları sömürü düzenine göbekten bağlı oldukları için sömürü gerçekliğini perdelemek ve mevcut egemenliği haklılaştırmak amacıyla gerçekliğin bilgisini tersyüz etmekteler. Bu bölüm klasik ve neoklasik iktisat teorilerinin emeğe yaklaşımını eleştirel bir şekilde ele alıyor.

b) Teknoloji İdeolojisi: “Tüfek İcat Oldu Mertlik Bozuldu”

Üretim sürecinde teknolojinin öne çıkarılarak emeğin önemsizleştiğine dair vurgular ideolojik bir durum arz etmektedir. Aynı zamanda teknolojinin kendisinin sınıfsal boyutu ihmal edildiğinde, gerçekliğinin anlaşılamayacağı ortadadır. Sürekli olarak çalışanların refahının artacağı vaat edilirken tam tersi çalışanlar üzerindeki tahakkümün daha da arttığı gözlenmektedir.

 c) Korku Üretimi:  “N’oldum Dememeli, N’olacağım Demeli!”

Sürekli bir kriz sistemi olan kapitalizmde, “krizler” sürekli bir tehdit algısına dönüştürülerek razılık üretimi hedeflenmektedir. İşsizliğin ve yoksulluğun, çalışanlar üzerinde terbiye edici bir sopa olarak kullanılmasının sürekliliğine dikkat çekmek gerekiyor.

d) Doğa Kanunu Varsayımı: “Böyle Gelmiş Böyle Gider”

Kapitalizmin işleyişiyle ortaya çıkan olumsuzlukların kaçınılmaz olduğu, bir insanlık durumu olarak eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasının eldeki koşullarda mümkün olmadığı öne sürülmektedir. Kaçınılmazlık iddiası, düzenin değişmezliğine dair bir algının güçlendirilerek olağanlaştırılmasını sağlamaya yöneliktir. Bu olağanlaştırma mantığı, aynı zamanda direniş girişimlerini sekteye uğratabilmektedir.

 6. “İŞİN İÇİNDE İŞ VAR”: ÜRETİMİN SİYASETİ

 a) Hukuk İdeolojisi: “Şeriatın Kestiği Parmak Acımaz”

Kapitalizmde hukuk, çalışma ilişkileri açısından kurucu ve düzenleyicidir. Kapitalist sistemin en temel dayanağı olan devlet, bütün icraları hukuki ideolojinin rehberliğinde yerine getirmektedir. İşle ilgili kanunlar, yönetmelikler, tüzükler sermaye birikiminin tıkanma noktalarını aşmak ve artık değer çekiminin sürdürülebilir koşullarını oluşturmayı hedeflemektedir.

 b) Ortak Çıkar Kisvesi: “Aynı Gemideyiz”

Sınıf farkını görünmez kılarak herkesin ortak bir çıkar etrafında birleşmesini öneren söylemler, temelde sömürünün görünmezleşmesini ve sınıf çatışmasının geriletilmesini amaçlamaktadır. Ortak çıkar söylemi aynı zamanda, direnç potansiyellerinin dışlanmasını sağlamakta sonuç veren bir ideoloji olarak öne çıkmaktadır.

7. “BİRLİK OLMADAN DİRLİK OLMAZ”:

EMEĞİN TEMSİLİ AİDİYETLERİ

Çeşitli milli, dini ilgilerle kurulan kimliksel aidiyetler, çalışanların sermaye birikimine malzeme edilmesine yönelik olarak tahkim edilmektedir. “Biz”i kuran öyküleştirici stratejilerle, sınıf çatışmaları görünmezleştirilmekte ve çalışanların kendilerini sömürenlerle uzlaşması, bu ideolojik söylemler ve anlatılar sayesinde kolaylaşmaktadır.

8. “BORÇ YİĞİDİN KAMÇISIDIR”: EMEĞİN BORÇLA YÖNETİMİ

Kapitalizmin geldiği aşama çalışanları, kredi gibi çeşitli manipülasyonlarla borç yükümlülüğü altına sokarak mevcut sömürü düzenine boyun eğdirmektedir. Gerçek anlamıyla borçlanma, çalışanların üzerindeki baskı ve dayatmaların yoğunlaşması anlamına gelecektir.  

SONUÇ:

“ALAVERE DALAVERE KÜRT MEMET NÖBETE!”

Bir sömürü düzeni olan kapitalizm, zorlayıcı güçlerinin yanında çalışmayı olumlayan ve olağanlaştıran bir ideolojik evrenin içinde işlemektedir. Söz konusu ideoloji, yönetimsel söylemlerde karşılık bulmaktadır. Söz konusu ideoloji, nesnel işleyişin ortaya çıkardığı kendiliğindenliğin etkisi yanında, egemen sınıfın kendi çıkarları doğrultusunda yaptığı müdahalelerle şekillenmektedir.

KÜNYE

SAV Sosyal Araştırmalar Vakfı

ISBN  978-605-9816-11-3

Sosyal Araştırmalar Vakfı  62

Hesiodos’tan Marx’a

ÇALIŞMA İDEOLOJİSİ

Arif Arslan

Birinci Basım Ocak 2018

Yayına Hazırlayan

Serap Korkusuz Kurt

Kapak Tasarımı

İlknur Kavlak

Baskı Öncesi Hazırlık

Ülkü Gündoğdu

Baskı ve Cilt

Ekspres Ofset Matbaacılık ve Amb. San Tic. Ltd. Şti.

Davutpaşa Caddesi İpek İş Merkezi 6/27  Topkapı/İstanbul

Tel: 0 212 567 29 62

Sosyal Araştırmalar Vakfı

İktisadi İşletmesi

İstiklal Cad. Sahne Sk. No: 5/6

Beyoğlu/İstanbul

Tel: 0 212 292 55 85-86

Web: www.sav.org.tr

e-mail: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.