Üye Giriş






almanak_tum

Bir Kavram Kapitalizm Neyi Anlatır Türkiye’de Kapitalizmin ve Fetişizmin İnşa Süreci

Bir Kavram Kapitalizm Neyi Anlatır Türkiye’de Kapitalizmin ve Fetişizmin İnşa Süreci

Bir Kavram Kapitalizm Neyi Anlatır Türkiye’de Kapitalizmin ve Fetişizmin İnşa Süreci

15.00TL
12.50TL
Indirim Tutarı: 2.50TL

İÇİNDEKİLER

TEŞEKKÜR

ÖNSÖZ – Fuat Ercan

GİRİŞ     

BİRİNCİ BÖLÜM

KAPİTALİST ÜRETİM BİÇİMİNİN ANALİZİ: ÜRETİM ALANINDAN MI DOLAŞIM ALANINDAN MI?
Feodalizmden Kapitalizme Geçiş Tartışması            
Klasik Ekonomi Politiğin ve ‘Yeni-Smithçi’lerin Dolaşımcı Yaklaşımları
Fetişizm            
Meta Fetişizmi        
Klasik Ekonomi Politik ve Fetişizm        
Kapitalizmde Fetişizm        
Fetişizm ve Yabancılaşma            
Ekonomi Politiğin ve Marx’ın Yöntemi            


İKİNCİ BÖLÜM

DEĞER TEORİSİ: ÜRETİM VE DOLAŞIM ALANININ İLİŞKİSEL ANALİZİ İÇİN BİR ÇERÇEVE
Üretimin Belirleyiciliği Konusunda İlişkisel Yaklaşım            
Değer Teorisi        
Değer Teorisi Işığında Analiz Çerçevesi            
Paranın Sermayeye Dönüşü: Değerin Uğrakları Olarak Meta ve Para        
Sermayenin Üç Devresi: Toplumsal İlişkiler Bütününde Değer Yaratımı        
Para-sermaye Devresinde İlişki ve Süreç Olarak Sermaye            
Para-sermaye Devresinde Üretim ve Dolaşım            

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
KAVRAMSAL AÇILIM İÇİN TÜRKİYE’DE ÜRETKEN SERMAYENİN OLUŞUM-GELİŞİM SÜRECİ    
Kavram Kirliliği: Popülizm Yaklaşımı ve Eleştirisi            
Kapitalizmin İnşasında Önemli Bir Dönemeç: 1960’lı Yıllar ve Kavramsal Sorunlar        
Popülizm, İç Pazarın Yaratılması Söylemi ve Sermaye İçi Mücadeleler
Üretken Sermaye Oluşumunun (1960’lı Yıllar)  Önemli Bir Belirleyeni: Sınıfsal Mücadele            
Ara Değerlendirme                

Kapitalizm, Bir Kavramın Olgusal İnşası: 1960’lı Yıllarda Kapitalist Gelişme Süreci
Sanayileşme Sürecinde Bir Dönüm Noktası: 1958 Krizi        
Dönüm Noktası ve Kriz        
1958 Krizini Açıklayan Yaklaşımlar            
Değerlendirme: 1958 Krizi ve Ticari SermayedenÜretken Sermayeye Geçiş Süreci    

1960’lı Yıllarda Kapitalist Gelişme Sürecinin Sermayenin Toplumsal Döngüsü Üzerinden İncelenmesi            
Kavramsal Çerçeve: Sermayenin Toplumsal Döngüsü
1960’lı Yıllarda Sermayenin Toplumsal Döngüsü            
Değerlendirme            
Kalkınma İktisatçılarının Söylemleri ve Sermayenin Toplumsal Döngüsü

Kapitalizmin Aktörlerinin/Örgütlerinin Oluşumu: TOBB’dan TÜSİAD’a
TOBB Analizlerine Bakış: ‘Güçlü Devlet Geleneği’ Yaklaşımına Karşı İlişkisel Analiz
Kuruluşundan 27 Mayıs’a Birikim Sürecinde TOBB        
Planlar ve Sanayileşme Konusunda TOBB’un Konumu        
Sermayenin Toplumsal Döngüsü Üzerinden TOBB’un Analizi    
TOBB İçinde Ayrışmanın ve TÜSİAD’ın Kurulma Sürecinin Dinamikleri
Üretken Sermayenin Oluşum-Gelişim Süreci: Tekil Sermaye Olarak Koç Holding

SONUÇ

    
KAYNAKÇA

ÖNSÖZ

İlan Edilmemiş Savaş:
Bir Kavram “Kapitalizm” ve “Türkiye’de Kapitalizm”

“Ayrıca, ekonomi biçimlerinin tahlilinde ne mikroskoptan yararlanılabilir, ne de kimyasal ayıraçlardan. Her ikisinin de yerini, soyutlama gücü almalıdır. Ancak, burjuva toplumda emek ürününün meta-biçimi -ya da metaın değer-biçimi- ekonomik hücre-biçimidir. Bu biçimlerin tahlili, sığ bir gözlemciye, küçük ayrıntılar gibi gelebilir. Aslında da, küçük ayrıntılar üzerinde durulmaktadır, ama tıpkı mikroskobik anatomide yapıldığı gibi.”

(K. Marx, Kapital, Önsöz)

Gerçeklikle gerçekliğin bilgisi arasında ilan edilmemiş bir savaş sürüyor. Arkadaşım/meslektaşım Ş. Gürçağ Tuna bu ilan edilmemiş savaşın izini Türkiye gerçeğinde sürüyor. “Çalışmada kapitalist toplumsal ilişkilerin serpilip gelişmesinin temel belirleyenlerinden artı-değer yaratmanın yani üretken sermayenin belirgin hale geldiği yılların (1950’lerin sonlarından itibaren ve 1960’ların sonları) analizi yapılarak iki düzlem arasındaki ilişki kurulmaya çalışılacaktır. İki düzlem ifadesinden kastedilen şey, Türkiye’de kapitalist gelişmenin belirginleştiği yılların olgusal gerçekliği ve bu gerçekliğin teorik olarak bize sunduğu olanaklardır. Bu olanakların ısrarla işaret edilmesindeki temel kaygı sadece tarihin bir dönemini doğru anlamakla sınırlı değildir. Kapitalizmin süreklilik arz eden sermaye birikim mantığını anlamak ve daha da önemlisi bu mantığın daha bir belirleyici olduğu günümüzün hangi kavramsal düzeneklerle ve nasıl anlaşılması gerektiğini göstermektir.” Türkiye gerçeği ve bu gerçeğin teorik olanakları elinizdeki kitapta Marksist kavramlar dolayımında, Marksist kavramlar ışığında analiz ediliyor. Kavramlar idealize edilmeden, olgular çoğulluğunda boğulmadan (bizi de boğmadan) bu iki düzlem arasında gerekli bağlantılar kuruluyor.

Gerçekliğin bilgisi, gerçekliğin varoluş koşulları ve ona ulaşma amacı ile doğrudan bağlantılıdır. Olgusal gerçeklik ve onları anlamamıza olanak sağlayan kavramlar arası ilişkiler, kapitalist sanayileşme ile daha dinamik ve zorlu bir biçim almıştır. Özellikle tarihsel bir örtüşmenin ürünü olan sanayileşme ve kapitalizmin dinamik işleyişi bilgiye ulaşmayı çok daha zorlu kılıyor.

Bu zorluğu nasıl aşacağız? Soyutlama ve soyutlamanın ürünü olan kavramlara başvurarak. “Kelimelerle konuşur, kavramlarla düşünürüz.” Katı olan her şeyin buharlaştığı dönemin yıkıcılığından kavramlar/kavramlarımız da kurtulamadı. Kavramlara, kavramlarımıza yapılacak çağrı düşünmeye, soyutlama yeteneklerimizi canlı kılmaya yönelik çağrıdır. Soyutlama sürecinin temel malzemesi yani kavram üretilecek malzeme gerçekliktir. Düşünmeye yönelik çağrı aslında gerçekliğe yönelik çağrıdır. Gerçeklik: Kapitalizm. Gerçeklik: Sanayileşme. Tarihsel gelişim sürecindeki gerçekliği işaret etmek için kullandığımız iki kavram. Bu iki kavram çoğul, çok değişkenli oluş halindeki gerçekliğin somut bütünselliğini bizlere veriyor. Ama bu somut bütünsellik kapitalist sanayileşme sürecinde sadece genişleyerek yeniden üretim değil ama her süre/zaman içinde genişleyen yeniden üretim bir dizi farklılığın üretilmesi ve bir aşamadan sonra farklılıkların tetiklediği genişleyen yeniden üretimdir. İlan edilmeyen savaşın süreklilik arz etmesinin temel nedeni bu farklılıkları yaratarak genişleyen ve bir aşamada ise farklılığın genişleyen yeniden üretime yol  açmasıdır. Bu belirlemeyi farklı bir dille aslında K. Marx işaret etmiştir. Kapitalizm üretim sürecinde sadece meta üretmez ama genişleyerek yeniden üretimi için artık-değer üretir. Genişleyen yeniden üretimin kaynağı canlı emek ve canlı emeğin enerjisinin açığa çıkardığı değerdir. Canlı emeğin ücreti, enerjisinin bir kısmına karşılık gelir: Canlı emeğin kendisini yeniden üretecek bir miktar. Ama karşılığı ödenmemiş enerji, yani “artık” kapitalist sanayileşmenin temel belirleyenidir. Bu karşılığı ödenmemiş emek hem kapitalist ve hem de işçi sınıfının zaman içinde gelişip serpilmesine neden olur. Üretim sürecinde yaratılan “artık”, metaya içkin olduğu için mutlaka yeniden para biçimine dönüşmelidir. Biz buna realizasyon diyoruz. Realizasyon metaya içkin olan enerjinin para biçiminde açığa çıkması anlamına gelir, ama bu para biçimini çok daha önemli kılan bir dizi nedenden dolayı yeniden üretime aktarılması yani yeniden değerlenmesi (re-volarization) gerekiyor. Bu bir anlamda sermaye sürecinin tekrarı yani genişleyen yeniden üretimi anlamına gelirken, aslında bu tekrar toplumsal açıdan kapitalizmin yapısal mantığının sosyalizasyonu anlamına geliyor: Bir başka deyişle elde edilen artı-değerlerin tetiklediği genişleyen yeniden üretim. Realizasyon ve değerlenme (volarizasyon)  zorunluluğu bu mekanizmayı gerekli kılar. Farklılıklar yaratan genişleyen yeniden üretim mekanizması varolan anlamında gerçekliğin farklılaşarak yeniden üretilmesidir. Tam da bu nedenden dolayı gerçeklikle gerçekliğin bilgisi arasındaki ilan edilmemiş savaş süreklilik arz eder. Tam da bu nedenden dolayı bir zaman dilimi içinde geliştirdiğimiz kavramların farklılaşarak değişen gerçeklik içinde sürekli bilenmesi gerekiyor. Yoksa körelirler. Diğer yandan bu kavramları tanımlarken sıkça yapılan bir hata ile bu kavramları iktisada ya da sosyolojiye ait kavramlar olarak tanımlayamayız. Farklılıklar yaratan genişleyen yeniden üretim mekanizması tam anlamıyla toplumsal alanda zaman içinde tüm toplumsal olanı belirleyen bir dinamiğe sahiptir. Bu dinamiği işaret eden kavramlar iktisat ya da başka disipline indirgemeyecek kadar toplumsaldırlar. İndirgendikleri gerçekliğin genellikle eksik ve fetişleştirilmiş bilgisini verecektir. Farklılıklar yaratan genişleyen yeniden üretim mekanizması/işleyişi kendi içinde bir dizi çelişkili içsel bağlantılar olan somut bütünü yeniden yeniden inşa eder. İnşa sürecinin mantığı yapısal olarak aynı iken, inşa sürekli farklılıklar yaratarak kendini devindirir.

Anlatılan bu dinamik süreç yapısal homojenleşme ve kendine benzerlerin toplamı olan bir yapı ve bu yapının sürekli kendinin tekrarı olarak analiz ediliyor. Genişleyen yeniden üretim bir homojenleşme ve süreklilik arzeden tekrar değildir. Düşen kâr oranları her zaman aynı somut içeriğe sahip kâr oranlarının düşüşü değildir. İşte kavramların taşlaştırılması tam da bu noktada başlıyor. Gerçekliğin dinamik değişimini farklılaşarak genişlemesini anlamamızı/analiz etmemizi önleyecek bir yöntem tarzı bu. Yöntemsel olarak kolaya kaçma. Sabah erken okula gitmesi gerektiği söylenen küçük çocuğun verdiği; “geçen hafta gitmiştim ya” cevabına benzer bir kaçış hali. Sermaye birikiminin farklılaşarak genişleyen yeniden üretiminin zaman içinde yaratacağı somut bütünsellik, her zaman farklı toplumsal etkileşimlere sahip olacaktır.

İlan edilmemiş savaşın iki temel belirleyeni bir yandan canlı emeğin enerjisi ile biçimlenen varoluş metalaştığı için diğer metalar gibi analiz ediliyor. Canlı emeğin kendi enerjisine yabancılaşması ve meta formunda fetişizmi beslemesi bilgi üretim sürecini çok daha zorlu kılıyor. Bu zorluğu Keynesyen ulusal muhasabe sistemi çok daha fetişistik bir hale getiriyor. Canlı emeğin enerjisi ile can verdiği tüm toplumsal canlı-kanlı varoluş yatırımlar, tassaruflar, milli gelir gibi bütünselleştirilmiş verilere dönüştürülüyor. Türkiye gibi geç kapitalistleşen geç ulus-devletlerde kalkınmacı-ulusalcı dil/istekler Keynesyen ulusal muhasebe sistemi ile örtüştüğü oranda yaşanan süreci anlamak-analiz etmek çok daha da zorlaşıyor.

Sevgili arkadaşım Gürçağ bu sorunlarla kıyasıya mücadele ediyor. Farklılık yaratarak genişleyen yeniden üretimini belirleyen temel değişken olan üretken sermaye kavramı ve bu kavramın oluşum sürecini Türkiye pratiğinden hareketle analiz ediyor. Yukarıda anlatılan mekanizma açısından üretken sermayenin tarihsel gelişimi, kapitalizm kavramının yapısal belirleyenlerinin oluşması anlamına geliyor. Gürçağ’ın değimi ile “Kapitalizmin inşa sürecinin dinamiği olan üretken sermayenin oluşum-gelişim sürecini incelemek, Türkiye’nin yakın dönem kapitalist gelişme sürecindeki toplumsal değişmenin kavranması için de önemlidir.” Ama Gürçağ sadece olgu-kavram arasındaki ilişkileri dinamik bir şekilde ele almıyor, çok daha önemlisi yukarıda işaret edilen fetişizm-yabancılaşma sürecinin bilgi üretim sürecinde yarattığı etkileri de çalışmasında ele alınıyor. Yazarımız sorunu açık bir şekilde; “Türkiye’de kapitalistleşme sürecine yönelik teorik-kavramsal tartışmanın çok sınırlı olduğu aşikârdır” demekle kalmıyor ve devamla “üretken sermayenin birikimini sadece nicelik yönünden ele alan” popülizm ve benzeri dolaşım/bölüşüm merkezli analizlere eleştirel yaklaşıyor. Yaklaşımını “sermaye, zenginlik birimi değil, toplumsal tarafları olan toplumsal bir ilişkidir” diyerek netleştiriyor. Bu netlik kavram ve olgularla zenginleştirildiği ölçüde ‘fetişistik iktisat’ temelli analizleri de gündemine almış, eleştirmiş oluyor.

Ş. Gürçağ Tuna’nın elinizdeki çalışması gündelik hayatımızı bir karabasan gibi içine alan ve her hareketimizde plastik bir hapishane gibi bizi daha bir kuşatan kapitalizmin oluşumunun bu topraklara özgü gelişimini anlatıyor. Bir kavramın yaşamla içerik kazanması anlatılıyor. Bu anlatım Sosyal Araştırmalar Vakfı’nın çabası ile dolaşıma giriyor. SAV’ın gerçekleştirmeye çalıştığı büyük tabloda önemli bir eksiklik gideriliyor. Tablo daha bir belirgin hale geldi. Büyük tablodaki eksiklikleri gidermede büyük bir emek-heyecanla  çalışan Serap Kurt’a çok teşekkür ederim. Ama hala yapılacak çok ama çok iş var. Farklılık yaratarak genişleyen kapitalist gelişme kimseyi usta ve hiçbir bilgiyi mutlak kılmıyor. Sözü burada Turgut Uyar’a bırakmalı:

“Halbuki acemilik. Efendimiz acemilik. Bir taş alacaksınız. Yontmaya başlayacaksınız. Şekillenmeye yüz tutmuşken atacaksınız elinizden. Bir başka taş, bir başka taş daha. Sonunda bir yığın yarım yamalak biçimler bırakacaksınız. Belki başkaları sever, tamamlar. Ama her taşa sarılırken gücünüz, aşkınız, korkunuz yenidir, tazedir.”

Fuat Ercan 

Van - Haziran 2011

KÜNYE

240 sayfa
13,5 x 19,5 cm

Sosyal Araştırmalar Vakfı - 36
Küreselleşme Dizisi - 17

Bir Kavram Kapitalizm Neyi Anlatır
Türkiye’de Kapitalizmin ve Fetişizmin İnşa Süreci

Ş. Gürçağ Tuna

Birinci Basım: Haziran 2011

Yayına Hazırlayan
Serap Korkusuz Kurt

Kapak Tasarım
İlknur Kavlak

Baskı Öncesi Hazırlık
Ülkü Gündoğdu

Baskı ve Cilt:  
Kayhan Matbaacılık
Davutpaşa Cad. Güven Sanayi Sitesi C Blok No: No: 244
Topkapı/İSTANBUL        Tel: 0 212 576 01 36

Sosyal Araştırmalar Vakfı
İktisadi İşletmesi
İstiklal Caddesi Balo Sk. Analin Ap. No: 17/2
Beyoğlu – İstanbul

Tel/Fax:  0 212 292 55 85 - 86
Web: www.sav.org.tr
e-mail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

KAPAK

 

kapitalizm_kapak_kucuk

+
-

YAZARLAR