Üye Giriş






almanak_tum

Düşünce Fabrikaları Sermayenin Harici Belleği

Düşünce Fabrikaları Sermayenin Harici Belleği

Düşünce Fabrikaları Sermayenin Harici Belleği

18.00TL
14.00TL
Indirim Tutarı: 4.00TL

İÇİNDEKİLER


SUNUŞ / FUAT ERCAN    

BİRİNCİ BÖLÜM
GİRİŞ

İKİNCİ BÖLÜM
KAPİTALİZMDE BİLGİNİN YERİ VE ÖNEMİ
Giriş
Ticari ve Para Sermayenin Uluslararasılaşması Sürecinde Bilginin İşlevi
Üretken Sermayenin Uluslararasılaşması Sürecinde Bilginin İşlevi
Bilgi Toplumu Kavramına Eleştirel Bakış: Bilginin Metalaşması
Düşünce Fabrikalarına Doğru

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
TÜRKİYE’DE KAPİTALİZMİN YENİ DİNAMİKLERİ VE DÜŞÜNCE FABRİKALARI
Giriş           
Türkiye’de Düşünce Fabrikaları Olgusunun Güncel Görünümü        
Düşünce Fabrikaları: Teorik Tartışmalar
Elit Analizleri Üzerinden Şekillenen Teorik Yaklaşımlar ve Düşünce Fabrikaları
Marksist Teori ve Düşünce Fabrikaları      
Türkiye’de Düşünce Fabrikalarının Gelişimine İlişkin Eleştirel bir Yaklaşım: Yapısal-Süreçsel Analiz

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
TARİHSEL SÜREÇTE GELİŞEN BİR DÜŞÜNCE FABRİKASI: İKV
Giriş
İKV’nin Kuruluşu
1980 Öncesinde İKV      
İKV’nin Genel Olarak Sermaye ile İlişkileri
İKV’nin İthal İkameci Süreç Dolayımında Devletle İlişkileri
İKV’nin AB Dolayımında Uluslararası Sermaye İle İlişkileri
İKV’nin KOBİ’lere İlişkin Etkinlikleri
1980-2001 Döneminde İKV  
İKV’nin Genel Olarak Sermaye İle İlişkileri
İKV’nin KOBİ’lere İlişkin Etkinlikleri
İKV’nin Fabrika İçi Düzenlemelere ilişkin Etkinlikleri    
2001 Sonrasında İKV
İKV ve Piyasa Merkezli Sanayi Politikası

BEŞİNCİ BÖLÜM
GÜNCEL OLARAK AKTİF BİR DÜŞÜNCE FABRİKASI: TEPAV
Giriş
Kapitalizmin Değişen Dinamikleri ve TEPAV
TEPAV’ın Yatırım Ortamını Geliştirme Etkinlikleri  
TEPAV’ın KOBİ’lerin Rekabet Gücünü Geliştirme Etkinlikleri
TEPAV’ın Piyasa Merkezli Büyüme Stratejisi
TEPAV’ın Devletin İç-Mimarisini Piyasa İlişkileri Yönünde Dönüştürme Etkinlikleri
Yerel/Yerelleşen Sermayelere Yetki Devri
Kamu Kaynakları Üzerinde Piyasa Denetimi
Karar Alma Süreçlerinde Piyasa Mantığı
Piyasa Merkezli Bölgesel Kalkınma
TEPAV’ın Uluslararası Birikim Alanlarına İlişkin Etkinlikleri  
Ortadoğu           
Avrupa Birliği           
Avrasya

ALTINCI BÖLÜM
YAPISAL DÖNÜŞÜMÜN MİMARLARI: DÜŞÜNCE FABRİKALARI
Piyasa Mekanizmasını Harekete Geçiren Reformlar ve Düşünce Fabrikaları (1980-2001)
Mekansal Genişleme ve Döviz Biçiminde Sermaye Talepleri
Para-Sermaye İhtiyacının Şirket Dışı Kaynaklardan Temini Talepleri
Uluslararası Para-Sermaye Hareketlerine Eklemlenme Talepleri
Kamusal Mülkiyetin Sermayelere Aktarımı Talepleri
Sermayelerin Donanım Desteği Talepleri
Küresel Kapitalizmi Kurumsallaştıran Reformlar ve Düşünce Fabrikaları (2001-…)
Kurumsallaşma Sürecinde Sanayi Politikaları
Şirket Dışı Kaynakların Üretken Sermaye Tarafından Kullanımı Talepleri
Bireysel Sermayelerin Örgütlenmesini Sağlayıcı Talepler
Rekabeti Kurumsallaştıran Piyasa Düzenlemelerine İlişkin Talepler
Kamusal Etkinliklerin İdaresinin Piyasalaştırılması Talepleri
Uluslararası Sermayelerce Yerel Kaynakların Kullanımı Talepleri
İşgücü Eğitim Sisteminin Piyasalaştırılması Talepleri
İşçi Güvenliği ve Sağlık Hizmetlerinin Piyasalaştırılması Talepleri
Ücretler Yoluyla İşçi Sınıfı Üzerinde Denetimi Arttırma Talepleri
Özel Mülkiyet Haklarının Korunma ve Geliştirilmesi Talepleri

YEDİNCİ BÖLÜM                        
SONUÇ

KAYNAKÇA

SUNUŞ

Goethe arkadaşı Schiller’e yaşam ilkesini açıklar; “Etkinliğini artırmadan ya da doğrudan doğruya canlandırıp (yaşamıma) bir şey katmadan bana yalnızca bilgi veren her şeyden nefret ediyorum”. (Aktaran, F.Nietzche)

"Bana yalnızca bilgi veren her şeyden nefret ediyorum.” Goethe’nin bu ifadesi her ne kadar insanlığın tüm tarihsel deneyimi için geçerli olsa bile, bilginin yaşama bir şey katması, yaşamı dönüştürmesi kapitalist sanayileşme sürecinde çok daha belirgin bir hal aldı. Kapitalist sanayileşme ve kapitalist modernleşme insanın yaşam ortamını (insan-doğa/insan-insan) hızla dönüştürmüştür. Bu muazzam dönüşümün önemli belirleyenlerden biri (de) bilgidir. Bilgi ve bilgi üretim süreci kapitalist toplumsal ilişkilerin merkezinde yer alır.

 Özlem Tezcek elinizde tuttuğunuz çalışmasında değişim/oluşum halindeki bir gerçeklik olarak bilginin sistematik bir şekilde üretildiği düşünce fabrikalarını analiz ediyor. Sevgili Özlem’le doktora tezi için bir isim ararken çalışma sürecinde edindiğimiz bilgilerden hareketle Düşünce Fabrikaları ismini uygun bulduk. Ama arkadaşlar için isim pek fazla anlamlı gelmedi. Çalışma tez olarak sunulduktan kısa bir süre sonra kitap dünyasına bir kitap düştü: Fikir Üreten Fabrika TÜSİAD’ın ilk On yılı 1970-1980.

 “Desene bugün fikir üreten bir fabrika kurmaya karar verdik!” (F. Berker ve G. Uras, Fikir Üreten Fabrika, 9)

 Fikir üreten fabrika ifadesi TÜSİAD’ın ilk on yılını yazan Feyyaz Berker ve Güngör Uras’a ait değil. Abdullah Lokantası’nda TÜSİAD’ın kuruluş kararı verildikten sonra lokantadan çıkarken Vehbi Koç’un tanımlaması. Bilgi üretimine ilişkin böyle bir tanımlama yapılacaksa hiç kuşkusuz meta üretiminin Türkiye’deki duayeni Vehbi Koç yapar. Türkiye’de kapitalist sanayileşmenin belirli bir aşamaya ulaştığının ifadesi olan TÜSİAD’ın kuruluşu, Türkiye’de kapitalist birikimin “Koç”larını bir araya getiren şemsiye bir örgüttü. Koç’lar kendi çıkarlarını ortak bir güce dönüştürmek için TÜSİAD’ı kuruyorlar. Çıkarlara uygun düşünsel ortamı hazırlamaya yönelik olarak TÜSİAD’ın geçen onca zaman içinde çok ama çok başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Başarının önemli göstergelerinden birisi de, sermaye/sermayelerin kendi çıkarlarına uygun ihtiyaç duydukları bilgiyi bilfiil kendi şemsiye örgütleri ile değil, sahip oldukları iktidar ve güç donanımlarına bağlı olarak organize bilgi üreten yapılar aracılığıyla elde etmesi olmuştur. Sınıf bilincinden bahsettiğimiz her yerde artık şunu diyebiliriz: sermayeler harici bir bellek ve düşünce üretim işlevi gören düşünce fabrikaları üretiyorlar.  Türkiye’de de oluşum halinde olan bu yeni yapılanmanın sonuçları kadar bu yapılanmaya yol açan mekanizmalar da özel anlam/önem taşımaktadır. Düşünce fabrikalarının sermayenin kendi etkinliği dışında kendine özgü oluşumlara/kurumlara dönüşmesi, kapitalizmin yapısal belirleyenlerini anlamamızı sağlayacak ipuçları sunuyor. Bu belirlemelerin Türkiye’de gerçekleşmesi ise bu topraklarda kapitalist modernleşmenin özelliklerini anlamamıza olanak sağlıyor.

Düşünce fabrikalarına duyulan ihtiyaç, iktidar ilişkileri içinde biçimlenen bilginin üretim koşullarının daha bir sistemin yapısal mantığı içinde biçimlenmesine neden olmuştur. Yapısal mantık derken her şeyin değişim değerine dönüşmesi yani metalaşmasını kast ediyorum. Bilginin metalaşması, bilginin tamamen değişim değerine dönüşümü eş zamanlı olarak bilgi üretim sürecinin kendi içinde çeşitlenmesine yol açmıştır; üniversitelerin içinde piyasa için bilgi üreten araştırma merkezleri, sermaye örgütlerine bağlı düşünce fabrikaları (TÜSİAD-EAF/TOBB-TEPAV vs.) ve tamamen piyasa için bağımsız bilgi üreten fabrikalar. Kitapta bu farklılaşmanın detaylı bilgisini bulacaksınız.

Düşünce fabrikaları sadece bilginin değişim değeri olarak belirgin bir biçim almasına neden olmamış, bilgi üretim sürecinin içerenlerini de önemli ölçüde etkilemiş/dönüştürmüştür. Sayıları günden güne artan bilgi işçileri (knowledge workers) ve bunların çalışma koşullarını da belirleyecek yani bilgi kapitalist sanayileşmenin boyunduruk altın alacak mekanizmaları harekete geçirmiştir. Bu mekanizmalar ve bu mekanizmalara tabi olan bilgi işçileri üzerine daha detaylı çalışmaların yapılması gerekiyor.

Düşünce fabrikalarının yeni koşullar içinde biçimlenerek önemlerini arttıran güncel nedenler doğrudan kapitalist modernleşmenin/sanayileşmenin ulaştığı aşama ile ilgilidir. Kapitalist modernleşme/sanayileşme gerek genel olarak toplumsal olanın ve çok daha belirgin biçimde tekil sermayeler için risk ve dolayısıyla belirsizliklere neden oluyor. Risk ve belirsizliklerin kaynağında sermaye birikim zorunluluğu yatıyor ve bu zorunluluk birikimin ulaştığı her aşamada daha bir zorlaşıyor. Birikim sermayenin değerlenme zorunluluğuna bağlı olarak mekânsal genişleme (yerelleşme ve küreselleşme) ve yeni alanlara yönelme (doğanın, düşüncenin, eğitimin, sağlığın vs metalaşması) ihtiyacını artırdıkça yeni malumatlara, bilgilere daha çok ihtiyaç duyuluyor. Kapitalist modernleşmenin/sanayileşmenin artan yapısal egemenliği beraberinde sistemin iki de bir krize girmesine neden oluyor. Artan kriz gerek sermayelerin ortak kolektif uzun erimli varlığını ve gerekse tekil sermayelerin varlığını olumsuz etkilediği ölçüde, gelecek korkusu aynı zamanda geleceğe yönelik belirsizliği aşma ihtiyacını doğuruyor. Bilgi bu anlamda bugün ile gelecek arasında köprü işlevi görüyor, ama köprüyü sadece satın alma gücü olanlar kullanıyor. Tezcek’in çalışmasında gözlemleneceği üzere düşünce fabrikaları sadece sermayelerin doğrudan çıkarları için düşünceler üretmez ama aynı zamanda sistemin artan krizleri ile daha belirginleşen meşruluk krizlerine karşı da düşünce üretme ihtiyacı artıyor. Tüm bu değişimler; bilginin değişim değeri için üretildiği, ayrı ve kendi içinde örgütlenmiş düşünce fabrikalarının gelişmesine neden oluyor.

“Kapitalist sanayileşme başından itibaren bilgiyi önemli kılmıştır” ifadesini biraz daha açmamız gerekiyor. Oluşum halindeki “düşünce fabrikaları” bize sadece günümüze özgü bir mekanizmayı değil ama sistemin yapısal dilini de verecek nitelikte. “Bana yalnızca bilgi veren her şeyden nefret ediyorum” ifadesi doğrudan gerçeklikle bilgi arasındaki dinamik ilişkiyi veriyor. Bu ilişki üzerinde biraz daha durmamız gerekiyor. Özlem Tezcek’in kitabında işaret ettiği gibi: “kapitalizmin var olmasını sağlayan ve özgün bir toplumsal üretim ilişkileri biçimini işaret eden bilgiler topluluğu, pre-kapitalist toplumsal gerçekliğe müdahale etmiş, onu dönüştürmüş ve nihayetinde kurulan yeni toplumsal gerçekliğin mutlak ve evrensel bilgisi haline gelmiştir.”

Tezcek’in bu açıklamalarından hareket edecek olursak o zaman içinden geçtiğimiz toplumu tanımlamak için kullanılan ve oldukça da etkili olan bilgi toplumu kavramı ile nasıl bir ilişki kuracağız? Bu kavramdan hareketle yapılan analizlere yönelik tepkimiz kapitalist sanayileşmenin sahip olduğu yapısal özellikleri ve çok daha önemlisi bu özelliklere içkin sınıfsal çelişkileri gizlemesidir. Ama diğer yandan bilgi toplumu kavramına yönelik eleştiriler ise bu yöndeki analizleri eleştirmek ile bilginin kapitalist sistemdeki önemi arasındaki farklılığı göz ardı ediyorlar. Bilgi toplumu temelli analizlere “hayır” demeliyiz, ama kapitalist sanayileşme için bilginin çok önemli olduğuna da ısrarla işaret etmeliyiz. Sadece işaret değil neden önemli olduğunun da detaylı olarak analiz edilmesi gerekiyor. Bu bağlamda ilk ifade şudur: “Kapitalist sanayileşmenin oluşumu ve gelişiminde bilgi ve bilgi üretim süreci her zaman için çok belirleyici olmuştur.” Belirleyiciliğinin birbiriyle ilişkili birçok nedeni olmakla birlikte burada işaret etmek istediğim iki temel dinamik var: İlk dinamik sanayi devrimi ve ikincisi de kapitalizmdir. Tarihsel olarak birbiriyle örtüşen bu iki düzeneğin ikisi de bilgi ve bilgi üretim sürecini çok önemli kılar. İlk değişken, sanayileşme, toplumsal ihtiyaçların karşılanmasında önemli bir değişime karşılık geliyor. Toplumsal yeniden üretim için gerekli ihtiyaçlar “mihver unsur olan toprak” ve tarımsal faaliyetten imalata geçişi işaret ediyor. Doğadan elde edilen ürünler üzerinde işlem yaparak (emek-gücü ve makinelerle) gerekli olan ihtiyaçlar yaratılır. Sanayi devrimi ve sanayileşmeyi işaret eden bu tanımızdaki iki eylemliliğin ikisi de bilgiyi gerekli kılıyor; doğadan hammaddeyi çekip almak ve işlemek. İşlemek ifadesi ise bir yandan işlemi yapacak emek-gücünün (değişken sermaye) nitelik bilgiye sahip olmayı ve diğer yandan girdilere yeni biçim verecek makinelerin (değişmez sermaye) üretilmesi. Aslında tüm bu işlemleri emek üzerinden tanımlayabiliriz. Doğadan işlenecek girdileri çekip almak için emek-gücüne ihtiyaç duyulacak ve bu girdiler üzerinde işlem yapmak için kullanılacak makineleri üretmek için emek gücüne ihtiyaç duyulacak ve sonuç olarak girdiler ile makineler arasında harekete geçirici güç olarak üretimde kullanılan emek-gücü. Bu üç eylemlik halinin de bilginin farklı biçimlerini içerdiğini söyleyebiliriz.  Sanayileşmenin insanın tarihsel bilgi donanımının bir ürünü olması, tarihsel olarak artan işbölümünün ulaştığı aşamayı işaret etmesi açısından özel bir önem taşıyor. Doğanın bir parçası olan insanın doğadan farklılaşarak doğa üzerinde egemenliğini inşa etmesi ve kapitalist sermaye birikim mantığı ile örtüşmesiyle birlikte bilgi çok daha önemli ve dahası teknik/nötr olmayan sınıfsal bir özelliğe dönüşmüştür. Bu iki düzeneğin etkileşimini K. Marx’ın inanılmaz anlatımından aktarmak gerekiyor: “Makine kılığındaki nesnelleşmiş emek, bizzat emek süreci içersinde, egemen bir güç olarak canlı emeğin karşısına dikilir….Toplumun beynindeki bilgi ve yetenek birikimi, genel üretici güçler birikimi, bu süreçte emeğe karşı sermaye tarafından özümsenir…” (K. Marx, Grundrisse). Kapitalist düzeneğin, üretimin yapılma amacını  kullanım değerinden değişim değerine dönüştürmesi ile ihtiyaçlar ve istekler arasındaki bağlantı kopuşu. Bu kopuş sadece emek ile emek-gücünün birbirinden ayrılmasına (işçileşme) neden olmamış. Çok daha önemlisi bu ayrışma, üretim sürecinin iç örgütlenmesini değiştirdiği ölçüde zihin emeği ile kol emeğinin de ayrışmasına neden olmuştur. Sermaye birikim süreci zihin emeğini egemenlik altına aldığı ölçüde “genel toplumsal emek, emek değil sermaye biçiminde gözükmeye başlamıştır.” Kapitalist modernleşmede fetişizmin önemli kaynaklarından biri ile karşılaşıyoruz. Bilimsel faaliyetin ve bu faaliyette harcanan zihin emeğinin teknoloji ve makine olarak “işçinin karşısına çıkar.” Marx’ın ifadesi ile “Bilim makinede, işçinin dışında ve ona yabancı bir şey olarak belirir; canlı emek, ondan bağımsız olarak işleyen nesnelleşmiş emeğe tabi kılınır.” (Marx, Grundrisse).

Kapitalist sanayileşme sadece emeğe ihtiyaç duymaz ama farklı düzeylerde bilgi ile donanmış emek-güçlerine de ihtiyaç duyar. Yani kafa ve kol emeği farklı düzeylerde sistemin temel girdisine dönüşür. Ama bu dönüşüm çok daha dinamik bir biçimde gerçekleşir. Ve süreç bilginin önemini zaman içinde artırır. Niçin? Çünkü kapitalist sanayileşme sadece üretim değil, genişleyen toplumsal üretimdir. Ama düşünceme göre kapitalist sanayileşmeyi dinamik kılan farklılıklar yaratarak genişleyen toplumsal üretimdir. Üretim sürecinde yaratılan artı-değer, sadece genişleyen üretime neden olmaz ama çok daha önemli olan her genişleyen üretim toplumsal ilişkiler setinde farklılıklar yaratır. Bu farklılıkların toplumsal alanda yarattığı her etkinin düşünce düzeyine taşınması gerekiyor. Ama kapitalist sistemin sadece üretim değil ama artı-değer üretimi olduğu için yaratılan her yeni değer yeni artı-değer üretimi içinde değerlenme zorunluluğu değişmez sermayenin gelişmesine neden olacaktı. Emeğin verimliliğini arttırmaya yönelik bu gelişmeler (görece artı-değer üretimi) beraberinde zihin emeği ile kol emeği arasındaki farkı arttırmakla kalmaz, zihin emeğini daha çok sermayenin egemenliği altına çeker. Zaman faktörünü analize kattığımızda genişleme için daha önce sermaye tarafından egemenlik altına alınmış emek ve toplumsal bilgi olarak nesnelleşmiş zihinsel emeğin farklı bileşenlerine ihtiyaç duyulur. Diğer yandan, bu bileşenlerin üretim süreci sonucunda açığa çıkarttığı her artı-değer yeniden değerlenme zorunluluğuna tabi olduğu için sermayeler risk ve belirsizlikleri de içeren daha fazla bilgiye ihtiyaç duyar. Yaratılan artı-değerin değersizleşmeden değişken sermaye (canlı emek) ile değişmez sermaye (ölü emek) arasında en uygun bileşeni bulması yani sermayenin genel olarak toplumsal ortamı ile doğrudan üretim süreci içinde değerlenmesini zorunlu kılıyor.

“Bu çerçevede, rekabet olgusu bağlamında Sabancı Üniversitesi ile “Rekabet Forumu”, mikro ve makro ekonomik araştırmalar bağlamında Koç Üniversitesi ile “Ekonomik Araştırma Forumu” ve uluslararası ilişkiler bağlamında Boğaziçi Üniversitesi ile "Dış Politika Forumu" kurulmuştur.”  (tusiad. org.tr)

Düşünce fabrikaları sisteme içkin bu mantık dolayında gelişmiştir. Çoğul işlevi vardır.  İlk etapta zihin emeğini sermayenin egemenliği altına sokmamış, yukarıda işaret ettiğimiz stratejik öneminden dolayı bu yöndeki etkinlikleri yatırım yapılacak bir alana çevirmiştir. Bu alanın temel girdisi zihin emeği iken çıktısı ise metalaşmış bilgi olmuştur. Ama bir adım daha atacak olursak üretilen bilgi genel olarak sermaye ve tekil sermayelerin çıkarlarını işaret ediyor, çıkarları gerçekliğe dönüştürecek gücü içinde taşıdığı için sadece ideoloji üretmez, gerçekliği biçimlendirerek yeniden sermaye adına üretirler. Kapitalist sanayileşmede teknik işbölümüne (dar anlamda) ilişkin bilgi etkin bir şekilde hayata geçirildiği ölçüde geniş anlamda işbölümü yani sermayeler arası ilişkilerin yolunda gitmesi için yani rekabet ve koordinasyon için de bilgi önem kazanır. Özellikle sermayenin farklılaşarak genişleyen yeniden üretimi zaman ve mekân kısıtları ile karşılaştığı ölçüde riskler ve belirsizlikler artar. Bu noktada ise sınıf bilinci, sermayenin sınıf bilinci tekil ya da belirli bir nesnelliği paylaşan sermayelerin çıkarlarını tanımlayacak sınıf bilinci yetersiz kalacaktır. İşte bu aşamada sermaye harici bir bilinç, harici bir bellek kullanacaktır.

Düşünce fabrikaları sermayenin artan gücü yani harici belleği haline gelmiştir. Bu harici belleğin stratejik önemi arttıkça proje üretimi gündelik yaşamımızın bir parçasına dönüşmüştür. Toplumsal ilişkiler ve toplumsal olanı içeren bu durum bilgi üretim süreçlerini etkilediği ölçüde de, sistematik bilgi üretim merkezi olan üniversitelerin inanılmaz bir hızla dönüşmelerine neden olmuştur. Toplumun toplam yeniden üretimi için organize olan üniversiteler sermaye ile dolaylı ilişkiler içinde varlığını sürdürürken, yeni koşullarda doğrudan girişimci yani kapitalist bir mantık dolayında biçimlenmeye başladı. Dışarıdan gelen bir tehdit olarak “Sermaye üniversiteden defol!” diyorduk. Ama şimdi üniversiteler sermaye mantığı içinde biçimlenen şirketlere dönüşüyor. Rektörler artık sıkılmadan kendilerini girişimci rektör olarak tanımlıyorlar.

Özlem Tezcek’in elinizdeki çalışması sermayenin oluşum halindeki dışsal belleğini Türkiye gerçeğindeki örnekleri ile analiz ediyor. Bu analiz kapitalizm ile bilgi arasındaki ilişkiyi açığa çıkardığı ölçüde anti-kapitalist mücadele sürecinde bilginin ne kadar önemli olduğunu da işaret ediyor. Sistematik olarak kapitalizm ve kapitalistlerin geleceği kapitalist mantık üzerinden biçimlendireceği bilgi ile yıkım sürecine karşı duranların mücadelesine ışık tutacak olan bilgi. Günümüz gerçeği mücadelenin bu yönünü daha bir önemli kılmıştır. Mücadele edenlerin, edecek olanların ihtiyaç duyduğu değişim sürecinin bilgisi. Muhalif yapıların bilgi üretim sürecinde alacağı yol aynı zamanda kapitalizme karşı politikleşmenin hızlanarak daha sağlıklı olmasına neden olacaktır. Egemenlerin organize olan bilgi üretim sürecinin karşısında ne yazık ki organize alternatif bilgi üretilemiyor. Bu yüzden bu yöndeki çabalar çok önemli ve çok anlamlı. Özlem Tezcek’in çalışması sürece zamanını/enerjisini kattığı için çok önemli. Ama bu önemli çaba/enerjiyi dolaşıma sokmak da bir o kadar önemli. Sosyal Araştırmalar Vakfı’nın (SAV) bu adımları/enerjileri biraraya toplaması çok ama çok önemli. SAV’ın dolaşıma soktuğu çalışmalara/kitaplara baktığımızda kapitalizmin, kapitalizmin Türkiye pratiğinin büyük fotoğrafını ele verecek birbirini destekleyen çalışmalar olduğunu görüyoruz. Büyük harita her çalışmada daha belirgin, daha görünür hale geliyor. Marksist kavramsal düzenekleri canlı-kanlı hale geçirecek önemli bir emek-çaba. Sosyal Araştırmalar Vakfı’na, çalışması ile öğrenen-öğreten ilişkisini karşılıklı hale getiren Özlem Tezcek’e, büyük fotoğrafa yapılacak anlamlı fırça darbelerine hayat veren sevgili Serap Kurt’a teşekkür ediyorum. Aydınlatma için çalışmaya, daha çok çalışmaya. Umutlanmaya devam.

“İnsanı-doğayı tahrip eden kapitalizmi deşifre etmeyen, yıkım makinesi kapitalizmi ve kapitalistleri canlandırıp geliştiren, güçlendiren her çeşit bilgiden nefret ediyorum.”

Fuat Ercan-Teşvikiye

KÜNYE

SAV Sosyal Araştırmalar Vakfı

ISBN 978-605-61579-4-3
Sosyal Araştırmalar Vakfı - 35
Küreselleşme Dizisi - 16

Düşünce Fabrikaları Sermayenin Harici Belleği

Özlem Tezcek

Birinci Basım: Haziran 2011

Yayına Hazırlayan
Serap Korkusuz Kurt

Kapak Tasarım
İlknur Kavlak

Baskı Öncesi Hazırlık
Ülkü Gündoğdu

384 s.
13.5 x 19.5 cm

KAPAK

 

ozlemkapak_kucuk

+
-

YAZARLAR