Üye Giriş






almanak_tum

HOLDİNGLERİN SOYAĞACI: YENİ VE ÖNEMLİ BİR KİTAP

PDFYazdıre-Posta

Ahmet Öncü, Birgün, 24 Mayıs 2010

Orijinali için tıklayın

Dünya genelinde olduğu gibi, Türkiye’de de Marksist kurama dayanan bilimsel çalışmalarda gözle görülür bir canlanma yaşanıyor. Bu gelişme her şeyden önce sosyal bilimler alanında bir dönemin kapanıp, yeni bir dönemin başladığına işaret ediyor.  1990’lara ve 2000’li yılların ilk on yılının önemli bir bölümüne damgasını vuran “postmodern” diskurlar bilimi küçümseyerek, sosyal bilimleri bir tür metin yazıcılığına dönüştürmüştü. Dahası bu diskurların kullandığı pek moda bir deyim ile bu dönüşüm “kutlanmıştı”. Kapitalist gerçeklikte kutlanacak bir şey kalmayınca, bilim ve Marksist kuram geri döndü.  İşte bu bağlamda Özgür Öztürk imzasıyla yakın bir zaman önce yeni bir kitap yayınlandı: Türkiye’de Büyük Sermaye Grupları: Finans Kapitalin Oluşumu ve Gelişimi, (Sosyal Araştırmalar Vakfı, Kürselleşme Dizisi-13, İstanbul, 2010, s.492.)

Öztürk’ün kitabı Türkiye’de “büyük sermaye gruplarının” (holdinglerin) soyağacını ortaya çıkarmaya yöneliyor. Yazar, önsözüne Hegel’in özlü bir deyişiyle başlıyor: “Genel olarak, tanınan tanınan olduğu için bilinen değildir.” Bununla vurgulamak istediği, “holdinglerin” hemen herkes tarafından tanınmalarına rağmen aslında pek fazla bilinmedikleridir. Oysa sermaye sınıfının diğer kesimlerine göre toplumsal, iktisadi ve siyasi süreçlerde çok daha belirleyici etkilere sahip olabilen ve hemen her zaman “yüksek bir sınıf bilinci” ile hareket eden bu kesimini “tanımak” yetmez. Bunları derinlemesine “bilmek” gerekir. Holdingler hakkında sahip olduğumuz güvenilir kuramsal ve ampirik bilgiler arttıkça, “Türkiye’de kapitalist gelişim sürecini ve bu süreç içinde yaşanan dönüşümleri” daha sağlam bir temelde anlamamız mümkün olabilir. Öztürk’ün kitabının bu türden bir boşluğu dolduran çok önemli  bir katkı yaptığına hiçbir şüphe yok. Fakat hepsi bu değil.
Öztürk kitabını okumasını beklediği kişileri şöyle tanımlıyor: “Sermayeyi ve daha da özel olarak büyük sermayeyi konu edinen bu kitap, öncelikle sermaye egemenliğine ve bunun yol açtığı eşitsiz ilişkilere karşı olanlar için yazılmıştır.” İşçi sınıfının tarihsel ve politik misyonunu ve stratejilerini geliştirme sorumluluğunu üstlenenlere bu tanımın daveti çok açık olmalı. Sermayenin egemenliğine ve iktidarına karşı işçi sınıfının egemenliğini ve iktidarını hedefleyenler büyük sermaye gruplarını ve onların stratejilerini ciddi bir biçimde incelemelidirler.
Öztürk’ün kitabı Marmara Üniversitesi Kalkınma İktisadı ve İktisadi Büyüme kürsüsünde 2008 yılında tamamladığı doktora tezine dayanmaktadır. Tez çalışmasının danışmanlığını Prof. Dr. Fuat Ercan yapmış. Ercan, “Kapitalizm, Türkiye’de Kapitalizm, Türkiye’nin 25 Haramisi” başlıklı bir tanıtım yazısıyla kitabın ilk sayfalarında hak ettiği yerini almış.  Ayrıca güzel bir hatırşinaslık örneği göstererek bu alanın öncü çalışmalarından Mustafa Sönmez’in “Türkiye’de Holdingler: Kırk Haramiler” yapıtına gönderme yapmayı ihmal etmemiş. Ercan’ın Öztürk’ün çalışmasının özgünlüğü hakkında oldukça manidar bir de gözlemi var. Bu kitap çoğu zaman soyut bir içerikte kullandığımız “büyük sermaye”, “holding”, “finans kapital” gibi kavramların “bu topraklarda aldığı rengi ve dokuyu” görebilmemize imkan sağlayan ayrıntılı bilgiler sunuyor, diyor.
Öztürk’ün incelemesini büyük sermaye gruplarının ekonomik nitelikli faaliyetleriyle sınırlamayı tercih ettiğini görüyoruz. Kitapta sunulan tezleri temellendiren kapsamlı araştırma tarihsel bir izlek üzerinden büyük sermaye gruplarının iktisaden “ne yaptıkları ve bunları nerede, ne zaman yaptıklarıyla” ilgili soruların yanıtlanmasına yöneliyor. Kitap iki ana kısımdan oluşuyor. Giriş bölümünü izleyen birinci kısım Türkiye kökenli büyük sermaye gruplarının oluşum ve gelişim sürecini ele alıyor. İkinci kısımda ise 25 büyük sermaye grubunun belirli alt dönemlerde ekonomik faaliyetlerinin hangi sektörlerde yoğunlaştığı inceleniyor.  Bu büyük sermaye grupları şunlar: İş Bankası-Şişecam, Koç, Sabancı, Çukurova, Oyak, Doğan, Ülker, Doğuş, Enka, Tefken, Uzan, Zorlu, Anadolu Endüstri, Borusan, Profilo, Eczacıbaşı, Kale, Toprak, Ciner, Çalık, Yaşar, Akkök, İhlas, Alarko ve Elginkan.
Öztürk, çalışmasında Marksist kuram açısından önemli bir soruna da işaret ediyor. Ona göre, Marksist kuramcılar popüler olarak holdingler şeklinde tanımlanan “finans kapital” kavramını kullanırken geç kapitalistleşmiş toplumsal formasyonlarda bu kategorinin kazandığı özgüllükleri dikkate almalıdırlar. Bu açıdan elzem olan şudur: “Geç kapitalistleşen ülkelerde kapitalist üretimin daha en baştan itibaren tekelci bir nitelik taşımış olması; sermayenin merkezileşme eğiliminin kapitalist üretimin egemenliğini önceleyen ticari birikim evresinde ve para-sermaye alanında yaşanmış olmasıdır.”(461) Örneğin, “Türkiye gibi ülkelerde genelde 1950’li yıllarda yaşanmış olan kapitalist üretime geçiş, başlangıcından itibaren tekelci niteliktedir.” (461) Bu yapısal özgüllük temelinde finans kapitalin tarihsel evrimi -yani sermayenin finans, sanayi ve ticaret şeklindeki farklı işlevsel biçimlerinin tekelci bir örgütlenme içinde birleşmesi- sermaye birikim sürecinin iç ve dış dinamiklerince şekillenmiştir.
Finans kapitali temsil eden her bir büyük sermaye grubu söz konusu tarihsel evrimin hangi aşamasında ortaya çıkmış olduğuna bağlı olarak kendine has özgül bir takım özellikler kazanmıştır. Bu anlamda ortada kuramsal ve ampirik olarak kavrayabileceğimiz denli nesnel bir Türkiye finans kapitalinin bulunduğundan söz edebilsek de, sermayenin bu hakim katmanını oluşturan tekil gruplara ayrı ayrı bakıldığında, her birinin iştiraklerinin ve faaliyetlerinin oluşumu ve gelişimi açısında farklılıklar içermekte oldukları ve bu nedenle karşımızda bir bütün olarak finans kapitalin türdeş olmayan bir yapı şeklinde durduğunu görebiliriz. Örneğin, İş Bankası, Koç, Sabancı, Çukurova gibi ilk gruplar, 1950’lerden önce belirli bir sermaye birikimi sağlamış ve sanayi sektörlerine giriş yapmış olmaları dolayısıyla diğer gruplardan daha farklı bir konuma sahiptir.” (461).  Bu  gruplar ticaret burjuvazisi ve toprak sahibi sınıfların hakimiyetinde kurulmuşlarken, içe yönelik sermaye birikim döneminde (kabaca 1960-1980) kurulan gruplarda sanayi burjuvazisi hakim konumdadır.
Mütevaziliği ve çalışkanlığıyla kendisini tanıyan herkesin takdirini ve sevgisini kazanmış bu değerli Marksist kuramcının daha nice nitelikli çalışmalarla dünyayı anlama ve değiştirme mücadelemize önemli katkılar yapacağına inandığımızı belirterek bitirirken son olarak şunu söyleyebiliriz: Bu ülkede finans kapital ile ilgili süre giden  tartışmalara Öztürk’ün çalışması yeni bir boyut kazandırmıştır. Kısacası, Sosyal Araştırmalar Vakfı’nın katkılarıyla yayınlanan Özgür Öztürk’ün Türkiye’de Büyük Sermaye Grupları: Finans Kapitalin Oluşumu ve Gelişimi Marksist kuramın penceresinden gerçekliğe bakanların mutlaka okuması ve ciddiyetle tartışması gereken bir kitaptır.

YAZARLAR